Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pakistan Pencap Eyaleti Başbakanı Şahbaz Şerif ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pakistan Pencap Eyaleti Başbakanı Şahbaz Şerif ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Çankaya Köşkü’ndeki kabul basına kapalı gerçekleşti. – Ankara
Hırsızlar tarafından çalınmasıyla kontrol bacasından (menhol) aşağı düşen köpek, Kablo TV kablolarını kopartınca yayınların kesilmesine sebep oldu.
Hırsızlar tarafından çalınmasıyla kontrol bacasından (menhol) aşağı düşen köpek, Kablo TV kablolarını kopartınca yayınların kesilmesine sebep oldu.
Tekirdağ Çorlu Emlak Konutları mevkiindeki abonelerden yayın olmadığı yönünde şikayet alan Kablo TV Tekirdağ İl Müdürlüğü bölgeye arıza tespit ekibini gönderdi. Şikayetin akşam belirten yetkililer, uzun aramalar sonucu açık bir menholü fark etti. Görevliler menholden aşağıya düşen köpeğin öldüğünü zannettiklerini belirterek, “Köpek çok bitkin düşmüştü. Ölmüş zannettik. Kablolar Çelik zırhla kaplı olmasına rağmen kopartmıştı. Kabloyu kopartmayı başarması hayatını kurtardı.” dedi. Köpek düştüğü yerden sağ olarak çıkarılırken, İstanbul’dan gelen ekçi ekibin kabloyu tamir etmesi ile 2 bine yakın Kablo TV abonesine yayın tekrar verilebildi.
Özürlüler Destek Programı kapsamında yürütülen projelerin açılış programı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr.
Özürlüler Destek Programı kapsamında yürütülen projelerin açılış programı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi’nin katılımıyla ile Bayburt’ta gerçekleştirildi.
Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili ve eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Trabzon’da düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Uludere olayını değerlendirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili ve eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Trabzon’da düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Uludere olayını değerlendirdi. Cihaner, “Bir takım kirli Oyunlar, kirli noktalar var. Başbakan kimin sorumlu olduğu ortaya çıkmadan birden bire asker sever kesildi. Genelkurmay’a teşekkür etti. Hani bu Ordu Reşadiye’de, Hantepe’de meydana gelen olayların tamamını kendi yapmıştı. Hani kendi halkını, camisini bombalıyordu bunlar. Hayali planlarla bir sürü general tutuklandı. Önümüzde gerçeği var. Onlara teşekkür ediyorsunuz, ama hayali planlarla generalleri tutuyorsunuz” dedi.
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, partisinin Trabzon Gençlik Kolları tarafından Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa katıldı. Cihaner’in konuşması öncesinde CHP’li gençler, hükümetin uyguladığı baskı politikalarını eleştiren mini bir skeç sahneledi.
EMEKLİ MİLLETVEKİLİ ZAMLARI
Konuşmasının başlangıcında, kamuoyunda eleştirilen emekli milletvekillerine yapılan maaş zamlarına değinen Cihaner, “Milletvekili emekli maaşlarına yapılan zam özellikle bizim tabanımızın çok tepki gösterdiği bir konu. Başkanımız da özellikle vurguladı. Burada bu olayın iki açıdan çok büyük önemi var. Birincisi medyanın aldığı konum nedeniyle çok büyük önemi var. İkincisi de aslında eleştirilen, duyarsız, apolitik gibi bir takım yakıştırmalarla eleştirilmesine, sesinin çıkmadığı gibi nitelendirmelere rağmen isterse toplumun neler yapabileceğinin göstergesi oldu. Partimiz bu zamma karşıydı. AKP’li 216 milletvekili bu yasayı kotardığı halde, AKP’nin istemediği tek bir yasa meclisten geçmemişken bu yasanın sorumlusu CHP gibi bir hava verildi. Hatta tabanımız bile bu havaya kapıldı. Asgari ücretin 700 lira bile olmadığı bir ortamda milletvekili emekli maaşlarına bu oranda zam yapılması kabul edilemez. 2.5 milyon emeklinin intibak yasasını beklediği ortamda milletvekili emeklilerine intibak yasası çıkarılması şık değil. Partimiz buna hep karşı olacak” dedi.
Denizli Milletvekili İlhan Cihaner sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumsal tepkinin, uygun kanalize edilmesi halinde siyasal süreci nasıl belirleyeceğini gösterdi yaşadıklarımız. Keşke Tekel işçileri Ankara’da coplanırken de toplumumuz bu tepkiyi gösterseydi. Tekel, Tüpraş peşkeş çekilip özelleştirilirken bu tepkiyi gösterebilseydi. Hükümet Van depreminin enkazının altında kaldı. Yurttaşlar bu beceriksizliğin sorumlularını istifaya davet etti. Ancak iktidar biber gazı ve coplarla, o soğukta basınçlı sularla susturdu vatandaşları. Keşke milletvekili emekli maaşlarına zamda gösterilen tepkiyi bu gibi olaylarda da gösterseydik.”
Uludere OLAYINDA TEK SORUMLU HÜKÜMET
Cihaner, Şırnak’ın Uludere ilçesinde 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya da değinerek, “Bu olayda başlangıçta tespit yapmak için çok net söylememiz gerekir. Demokrasilerde sorumluluk hükümetlerdedir. Bir hükümetin demokratik bir ülkede olan biten her şeyden sorumluluğu vardır. Olayın birebir kendi emriyle gerçekleşmesi şart değildir. Japonya’da deprem sonrasında belediye yurttaşlara yeterince su veremediği için belediye başkanı intihar etmiştir. Dünyanın her yerinde basit öngörüleri yerine gelmeyen politikacılar istifa eder. Demokrasi böyle bir şeydir. Demokrasilerde olan ya da olmayan her şeyden hükümetler sorumludur. Siyasi sorumluluk hükümetin üzerindedir” dedi.
Uludere olayında çok fazla karanlık nokta olduğunu da ileri süren Cihaner, “Sormak istiyorum, sizce ABD, PKK’yı destekliyor mu? İsrail destekliyor mu? Aynı tespiti askerler, politikacılar, AKP’liler içinde yaparsak da sizin kadar fazla el kalkar. Bunun bir takım somut verileri de var. Çekiç güç aracılığıyla verilen destekler. Uzunca süre ABD’nin PKK’yı terörist listesine almaması gibi konular var. Ama biz ABD ile terör konusunda üçlü mekanizma oluşturuyoruz. Sonra da terörle mücadele ediyoruz diyorlar. Bu bir kandırmaca. İnsansız Hava Araçları İsrail’e ait. Veriler ABD üzerinden geliyor. ABD’nin izin verdiği yerlerde uçuyor insansız hava araçları. Hükümetler terörün arkasında olduğunu düşündüğümüz bir ülkeyle birlikte terörle mücadele ediyor. Kendi içinde tutarsız, şizofrenik bir terörle mücadele politikası izleniyor.”
BAŞBAKAN ASKERSEVER KESİLDİ
Ak Partinin ırkçı ve bölünmeyi göze almış bir politika yürüttüğünü de vurgulayan Cihaner, “Bunca yıllık birlikte yaşam azmini kıracak şekilde bölünmeyi göze almış politikalar izliyor. Gelinen noktada Kürt sorununu çözülmesi bir yana artık sahra toplarının, Hava Kuvvetleri’nin kendi topraklarımızda kullanıldığı bir noktaya gelinmiştir. AKP’nin bu konudaki politikası iflas etmiştir. Orada ölenlerin önemli kısmı çocuk. Sonrasında yaşananlar, cenazede olanlar hep olayın sonrası. Ama orada üstü örtülü şekilde kaçakçılığa göz yuman bir devlet var. Bu nasıl olabilir? Bu kadar kişi katırlarla sınırı geçiyorlar. Dönerken bu olay meydana geliyor. Çıkarken neredeydiniz? Bu çok büyük bir soru işareti. Başka bir takım kirli Oyunlar, kirli noktalar var. Başbakan kimin sorumlu olduğu ortaya çıkmadan birden bire askersever kesildi, Genelkurmay’a teşekkür etti. Hani bu Ordu Reşadiye’de, Hantepe’de meydana gelen olayların tamamını kendi yapmıştı. Hani kendi halkını, camisini bombalıyordu bunlar. Hayali planlarla bir sürü general tutuklandı. Önümüzde gerçeği var. Onlara teşekkür ediyor ama hayali planlarla generalleri tutuyorsunuz” diye konuştu.
YARGI AK PARTİ BÜROSU HALİNE DÖNÜŞTÜ
Ak Partinin istediği her alanda sadece kendisine biat etmiş kendinin kontrolüne geçmiş bir yapı yaratmak olduğunu da vurgulayan İlhan Cihaner, “Referandumda AKP yargıyı kendini aslında kendine ait büro haline dönüştürdü. AKP’nin dönüştürmesinden önce de yargı sistemimiz ciddi sıkıntılara sahipti. Darbe dönemlerini hatırlayın. Bu dönemlerde yargının ciddi günahları vardı. Geldiğimiz noktada adalete ulaşma, adil yargılama ilkelerinin hayata geçirilmesi konusunda umutlar da tükenmiş durumda. Özellikle ceza yargısı ve idari yargı AKP’nin güdümüne geçmiş durumda. Hatta aynileşmiş durumda. Yüksek yargıda kadın oranı yüzde 30′un altına düşmez. Ama bakıyorum yeni seçilen HSYK’da 200 yüksek yargıç içerisinde sadece 6 kadın yargıç seçti. HSYK’nın yaptığı iş, belli davalarda vicdani kanaatini tahliyeden yana kullanan ve hükümetin hoşuna gitmeyen kararları veren hakimlerin görev yerlerini değiştirmek oldu. ya tayinleri çıkarıldı ya da kanun dışı özel hayatına dair kaydedilmiş verilerle görevlerini bırakmak durumunda bırakıldılar” dedi.
ÖZEL YETKİLİ SAVCI VE MAHKEMELER BİRİNE SALDIRIYORSA O SUÇSUZDUR
CHP Milletvekili İlhan Cihaner, yargı sisteminde ciddi aksaklıklar olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Lehe delil toplanmıyor. Adil yargılama ilkesinin temel dayanaklarından biri silahların eşitliliği dediğimiz savunma ve iddianın ayrı şartlarda olması. Oda TV davasında gördük. Savcılık toplumsal tepki artınca ‘gizli deliller’ var dedi. Bu insan aklının firar ettiği bir nokta. Tabi çok iyimser insanlar, ‘durun bakalım bekleyelim’ dedi. Yaşanan süreçte en tehlikeli yaklaşım bu. ‘Bir şey olmazsa yapmazlardı’ düşüncesini mutlaka terk etmemiz lazım. Geldiğimiz noktada bunu tersine bile çevirebiliriz. Eğer birine özel yetkili mahkemeler ve savcılar saldırıyorsa, artık saldırı diyorum buna; bilin ki bu adamın suçlu olma ihtimali daha az. Maalesef o noktaya geldik. Burada ceza hukukunun ikinci bir ilkesini hatırlatmak istiyorum. Masumiyet karinesi. İddia eden iddiasını ispatlamak zorunda. Ceza soruşturmasında da bu savcılık makamıdır. Ama bizim özel yetkili savcılarımız şöyle bir süreci yerleştirdiler; imzasız ihbar mektubunu alırım, iddianameye koyarım. Sen suçsuz olduğunu ispatla. Suç ve cezaların yasallığı da temel ilkelerden biridir. Bir eylem ceza yasasında açıkça tanımlamamışsa o sizin özgürlük alanınızdır. Kitap yazmak suç olarak tanımlamamışsa siz kitap yazarsınız. Ama ortam şu anda o kadar belirsiz ki; Şu konferans bile suç olabilir. ‘Sen hükümeti yıpratmaya çalışıyorsun’ denilebilir. Muhalefetin amacı hükümet politikalarını eleştirmek. Bırakın yıpratmayı, benim amacım hükümeti yıkmak. Yani ‘sen git ben bu işi daha iyi yaparım’ iddiasındayım. Bunu tabii ki hukuk ve yasaların verdiği çerçevede yapacağım. Bunu nasıl suç görürsünüz. Üstelik terör suçu. Terör kavramının ele alınışı da sakat. Terörle mücadele yasası alabildiğine antidemokratik” ifadesini kullandı.
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, “CHP’li belediyeler inanılmaz baskı altında. 10 çalışanı bulunmayan CHP’li belediyelerde 10 kontrolör var. Muhalif belediyelerin üzerine gidilirken, AKP’li belediyelerin yanına bile yaklaşılamaması siyasallaşmış yargının en somut örneğidir. Kayseri örneği ortada” dedi.
Bdp Eşbaşkanı Siirt Milletvekili Gülten Kışanak, aralarında gazeteci ve avukatların da bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevindeki Kck tutuklularını ziyaret etti.Bdp Eşbaşkanı Siirt Milletvekili Gülten Kışanak, aralarında gazeteci ve avukatların da bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevindeki Kck tutuklularını ziyaret etti. Kışanak cezaevi çıkışı yaptığı açıklamada, demokrasilerde bir ülkenin savunma hakkının ve düşünce özgürlüğünün ne kadar güvencede olduğunun, o ülkenin demokrasi kriteri olduğunu belirterek “Bizim demokrasi kriterimiz sınıfın altına inmiş durumda” dedi.
Bdp Eşbaşkanlarından Selahattin Demirtaş ile birlikte Kocaeli’ne gelerek F Tipi Cezaevi’nde kalan Kck tutuklularını ziyarete geleceği belirtilen Gülten Kışanak, program değişikliği nedeniyle buraya sadece kendisi geldi. Bdp İl Başkanı Mehmet Alçınkaya ve diğer partililer tarafından cezaevi önünde karşılanan Gülten Kışanak, işlemlerin tamamlanmasının ardından Kandıra F Tipi Cezaevi’ne girdi. İçerde yaklaşık 1,5 saat kalan Kışanak, burada Kck soruşturmasından tutuklu bulunan 11 kişiyle görüştü. Kışanak çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Cezaevinde bulunan gazeteci ve avukatlarla görüştüm” diyerek şunları söyledi: “Türkiye, kendisini demokrasi sınıfında sayan ülkeler içerisinde rekor derecede gazeteci ve avukat tutuklayan bir ülke. Oysa demokrasilerde savunma hakkının ve düşünce özgürlüğünün ne kadar güvencede olduğu, bu ülkenin demokrasi kriteridir. Bizim demokrasi kriterimiz sıfırın altına inmiş durumda. En temel haklardan olan basın özgürlüğü ve düşünceyi savunma hakları ayaklar altına alınmış durumda. İçerdeki gazeteci arkadaşlarımız ve avukat arkadaşlarımız aslında bu ülkede hepimizi,72 milyon yurttaş arkadaşımızı ilgilendiren çok önemli.”
Gülten Kışanak açıklamasında, tutuklu bulunanlardan bir kısmının insanların savunma hakkı, diğer kısmının ise insanların haber alma hakkını ilgilendiren çok önemli 2 meslek alanında fedakarca çalışma yapan demokratik kriterlere uygun, etik ve ahlaki değerlere uygun gazeteci ve avukatlar olduğunu belirterek “Bu arkadaşlar bugün demir parmakların arkasındalar. Onlar demir parmakların arkasında durduğu sürece Türkiye’nin demokrasisinde koskocaman bir sayfada bizim önümüzde duruyor demektir. Acilen bunun ortadan kaldırılması, bu hukuksuzluk ve adaletsizliğin ve siyasi katliamın ortadan kaldırılması gerekiyor” diye konuştu. Gülten Kışanak içerde yaptığı görüşmede, tutukluların hatırını sorup onlarla dayanışma içinde olduklarını ifade ettiğini de belirttiği açıklamasından sonra cezaevinden ayrıldı.
Pakistan’ın özellikle Punjab bölgesi olmak üzere hemen her şehrinde devam eden doğalgaz sıkıntısı halkı isyan noktasına getirdi.
Pakistan’ın özellikle Punjab bölgesi olmak üzere hemen her şehrinde devam eden doğalgaz sıkıntısı halkı isyan noktasına getirdi. Hükümetin doğalgaz fiyatlarını artırması ve çoğu şehirde doğalgaz talebinin karşılanamaması üzerine sokağa dökülen protestocular hükümeti istifaya davet etti.
Baskent İslamabad ve Punjab bölgesindeki büyük şehirlerde halk meydanlara akın etti yolları kapattı. İslamabad’ta taksi ve dolmuş şoförleri günlerce kontak kapattı. Hemen her yolu kesen göstericiler lastik yakarak ve hükümet karşıtı dövizlerle protestoya devam ediyor. Pakistan genelinde yerel taşımacılar CNG sorunu çözülene kadar çalışmayacaklarını açıkladı.
Lahore Ticaret Odası başkanı İrfan Qaiser Sheikh protestolara destek verdiklerini ve yarın yapacakları kepenk kapatma eylemiyle desteklerini sürdüreceklerini açıkladı
Güvenlik güçleri ile protestocular arasındaki gerginlik şiddet olaylarına dönüştü. Faisalabad şehrinde meydana gelen olaylarda 3′ü ağır 11 polis memuru ve 30 gösterici yaralandı. Göstericiler güvenlik güçlerine ait bir motosikleti yakarken silahlarına el koydukları polislere de linç girişiminde bulundu.
Barış ve Demokrasi Partisi (Bdp) üyesi bir grup kadın, Şırnak Uludere’de 35 kişinin savaş uçaklarının bombardımanı sonucu öldürülmesini, Beyoğlu’nda düzenledikleri eylemle protesto etti.
Barış ve Demokrasi Partisi (Bdp) üyesi bir grup kadın, Şırnak Uludere’de 35 kişinin savaş uçaklarının bombardımanı sonucu öldürülmesini, Beyoğlu’nda düzenledikleri eylemle protesto etti.
Aralarında Bdp İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel’in de bulunduğu yaklaşık 300 kadın, akşam saatlerinde Taksim Tramvay Durağı’nda toplandı. Yapılan basın açıklamasının ardından Galatasaray’a yürümek isteyin gruba izin verilmedi. Eylemciler, bunun üzerine oturma eylemi yaptı. Polis ablukasındaki oturma eylemi yaklaşık bir saat sürdü. Oturma eyleminin ardından grup, Tarlabaşı Bulvarı’na doğru yönelerek Bdp İstanbul İl Başkanlığı binasına yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık slogan atan grup Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü önüne geldi. Bu sırada Emniyet Müdürlüğü önünde bir kadın gösterici polis tarafından gözaltına alındı. Bunun üzerine Tuncel ve grup duruma tepki göstererek Bdp İstanbul İl Başkanlığı’nın bulunduğu caddeyi trafiğe kapatarak oturma eylemi yaptı. İfadesi alınan genç kadın daha sonra serbest bırakılarak guruba katıldı. Eylemcinin serbest bırakılmasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı. – İstanbul
Barış ve Demokrasi Partisi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Kck operasyonu kapsamında tutuklanarak Kandıra 2 nolu F Tipi cezaevine konulan avukat ve gazetecileri ziyaret etti.
Barış ve Demokrasi Partisi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Kck operasyonu kapsamında tutuklanarak Kandıra 2 nolu F Tipi cezaevine konulan avukat ve gazetecileri ziyaret etti.
Saat 16: 50 sıralarında bir otomobil ile cezaevine gelen Kışanak, içeride bir buçuk saat kaldıktan sonra çıkışta kendisini bekleyen gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kışanak, “Cezaevinde bulunan gazeteciler ve avukatlar ile görüştüm. Türkiye kendisini demokrasi sınıfında sayan ülkeler içerisinde rekor derecede gazeteci ve avukat tutuklayan ülke. Oysa demokrasilerde savunma hakkının ve düşünce özgürlüğünün ne kadar güvencede olduğu o ülkenin demokrasi kriteridir. Bizim demokrasi kriterimiz sıfırın altına
inmiş durumda. En temel haklardan en temel vazgeçilmez haklardan olan basın özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü ve savunma hakkı Türkiye’de ayaklar altına alınmış durumda. İçerideki gazeteci ve avukat arkadaşlarımız aslında bu ülkede hepimizi 72 milyon yurttaşın tamamını ilgilendiren çok önemli iki alanda kamusal görev yapıyorlardı” dedi.
Cezaevinde yatan arkadaşlarının iyi durumda olduğunu belirten Gültan Kışanak,”Cezaevinde 11 arkadaşımız ile görüştüm. Bunların çoğu avukattı. tabi kısa süre 11 kişi olduğu için her biri ile sadece hatırlarını sorma onlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu ifade etmek için bu görüşmeyi yaptık. Arkadaşlarımızın kendi düşünceleri de mesleki olarak görevlerini yaptıkları. Demokratik kurallar içerisinde bu ülkede savunma hakkının gereğini yerine getirdikleri ve yine gazetecilik görevini kamuyu bilgilendirme
halkı bilgilendirme görevini yerine getirdikleri için tutuklu olduklarını düşünüyorlar” şeklinde konuştu.
Kışanak, bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iblis benzetmesi ile ilgili bir soruya, “Biz bu konuda dün mecliste yeterince söz söyledik. Fakat şunu bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, vicdanı olmayanın hiç bir şeyi olmaz. Bun herkes kendine kılavuz edinsin. Eğer vicdanı yoksa bir insanın eğer yüreği sızlamıyorsa eğer acının ne demek olduğunu bilmiyorsa biz ondan hiçbir şey beklemeyiz. Başbakan ve AK Parti Hükümeti bu katliam karşısında vicdansızlığın en insafsızını sergilemiştir. Tüm
Türkiye kamuoyu buna tanıktır. Biz vicdanı olmayandan başka hiçbir şey beklemiyoruz” şeklinde cevap verdi.
Kışanak, ziyaretinin ardından Kocaeli’nden ayrıldı.
Almanya’nın Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth yeni yıl tatilini geçirmek üzere 29 Aralık’ta geldiği Bodrum’da, rol aldığı, yönetmen Yüksel Aksu’nun yeni vizyona giren ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filminin turistik ilçedeki galasına katıldı.7 yıl sonra emekli olup sinemaya dönebileceğini söyleyip gülümseyen Roth, “Ekoloji ve doğa dengesinin korunmasını yöresel komediyle harmanlayan ve benim de rol aldığım filmi umarım Sayın Erdoğan da izler ve nükleer enerji programından ve santrallerinden vazgeçer” dedi.
Almanya’nın Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth yeni yıl tatilini geçirmek üzere 29 Aralık’ta geldiği Bodrum’da, rol aldığı, yönetmen Yüksel Aksu’nun yeni vizyona giren ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filminin turistik ilçedeki galasına katıldı. 7 yıl sonra emekli olup sinemaya dönebileceğini söyleyip gülümseyen Roth, “Ekoloji ve doğa dengesinin korunmasını yöresel komediyle harmanlayan ve benim de rol aldığım filmi umarım Sayın Erdoğan da izler ve nükleer enerji programından ve santrallerinden vazgeçer” dedi. Roth, kredi kullanımıyla ilgili Almanya’da sıkıntılı günler yaşayan Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf için de “Öyle bir Cumhurbaşkanı mı var? Hayret. Umarım şu saatlerde ben filmden çıkmadan önce bir açıklama yapar” diye konuştu.
Bodrum’un Gündoğan Beldesi’ndeki villasına yeni yıl talini geçirmek üzere geçen 29 Aralık’ta gelen Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, yönetmen Yüksel Aksu tarafından çekimi tamamlanan ve kısa süre önce vizyona giren ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filminin Bodrum’daki galası için bugün Oasis AVM’deki Cinemarin Sinemaları’na geldi. Yönetmen Yüksel Aksu ve yapımcı Taha Altaylı ile basın mensuplarının karşısına geçen Roth’a, vatandaşlar da büyük ilgi gösterdi. Eşbaşkan Roth yaptığı espirilerle sık sık kendisinini dinleyenleri güldürdü.
“EMEKLİ OLDUKTAN SONRA OyunCU OLABİLİRİM”
İlk kez bir sinema filminde rol aldığını ve Oyunculuğun çok zor olduğunu belirten Roth, “Yüksel Aksu bana filmde rol teklif ettiğinde çok şaşırdım ve ne rolünü oynayacağımı sordum. Bana kendimi oynayacağımı söyledi ve şoke oldum. Çünkü Claudia Roth’u oynamak dünyanın en zor şeyi. Ben beni oynarken çok zorlandım. Ama ilk kez bir doğa ve ekolojiyi koruma adına rol aldığım filmden büyük keyif aldım. Yedi yıl sonra emekli olduğumda sanırım sinemaya dönebilirim. Bugün ilk kez 6 dakikalık rolüm olan filmin tamamını izleyeceğim. Ama siz benim rol aldığım sahneleri gözlerinizi kapatarak izlerseniz film daha keyifli hale gelir” dedi.
“BAŞBAKAN ERDOĞAN BU FİLMİ İZLEMELİ”
‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filmini en kısa zamanda Berlin ve Nurnberg Film Festivalleri’nde görmek istediğini dile getiren Roth, “Bu filmin uluslararası film festivallerinde birçok ödül alacağına inanıyorum. Ekoloji ve doğanın korunmasını yöresel insanların da kullandığı bir dil ve komediyle harmanlayan, hem güldüren hem de geleceğe yönelik büyük dersler veren bu filmi Sayın Başbakan Erdoğan da mutlaka izlemeli. Umarım bu filmi izledikten sonra Sayın Erdoğan, nükleer enerji ve santrallerden vazgeçer” diye konuştu.
“TARİHİ, HER ÜLKENİN KENDİ POLİTİKACISI TARTIŞMALI”
Fransa Parlamentosu’ndan sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili çıkan yasa tasarısını değerlendiren Roth, “Türkiye’nin politikacıları Fransa’nın ne yaptığından çok kendilerinin ne yaptıklarına ve ne yapacaklarına bakmalı öyle adım atmalı. Fransa’nın kararını tartışmaktansa bundan sonra neler yapılabilir onlara bakılmalı. Her ülkenin politikacısı başka ülkelerin tarihleri yerine, kendi tarihlerine bakmalı. Her ülke geçmişine yönelik tarihini, varsa hatalarını kendi ülkelerinin politikacıları araştırmalı sorgulamalı. Başka ülkenin politikacısı bir başka ülkenin tarihi ve geçmişine yönelik yapacağı açıklamalar ve alacağı kararlar gerçeği yansıtmaz” ifadelerini kullandı.
“ALMAN CUMHURBAŞKANI MI VAR, HAYRET”
Basın mensuplarının Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf’un çok uygun koşullarla kredi kullanıp ev almasıyla ilgili Almanya’da yaşanan skandalı sorması üzerine Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Roht, “Aman Tanrım çok zor bir soru, Almanya’nın Cumhurbaşkanı mı var? Bu konuyla ilgili Merkel ile konuştuğumda Cumhurbaşkanı’nın mutlaka bir açıklama yapması gerektiğini söyledim. Çünkü Wullf’un Cumhurbaşkanı olmasını en çok Merkel istemiş ve desteklemişti. Biraz sonra izleyeceğim film bitene kadar sanıyorum Almanya Cumhurbaşkanı bu konu hakkında bir açıklama yapmış olacak, göreceğiz ne olacağını” diye yanıtladı.
Anadolu kültürü, tarihsel gelenekler, mizah ve direniş ile iktidara karşı mücadelenin halkla yapılmasını anlatan filmin büyük ilgi gördüğünü söyleyen yönetmen Yüksel Aksu ise bunun kendileri için sevindirici bir durum olduğunu belirtti. Aksu, “Doğanın, ekolojinin ve yöresel değerlerin korunmasına yönelik uluslararası bir film yaptığımıza inanıyorum, böyle bir filmde Muğlalı olan Roth’un da yeralması bizleri çok mutlu etti. Küresel sorunları yöresel gelenek ve kültürlerle harmanlayıp komedi tarzı bir film yapmak ve bu filmlerin beğeni kazanması bizleri sevindirdi” dedi.
Basın açıklamasının ardından Roth, Yüksel Aksu, yapımcı Taha Altaylı Cinemarin Sinemaları işletmecisi Cenk Sezgin ve davetlilerle filmi izledi
Rize ve Trabzon Şehir Plancıları odalarının mensup 11 şehir plancısı, 3 ay süren çalışma ile sel ve heyelan tehdidi altında bulunan Rize ile ilgili rapor hazırladı.
Rize ve Trabzon Şehir Plancıları odalarının mensup 11 şehir plancısı, 3 ay süren çalışma ile sel ve heyelan tehdidi altında bulunan Rize ile ilgili rapor hazırladı. Şehir Plancıları Odası Trabzon Şube Başkanı Salih Hacisalihoğlu, Rize’de yaşanan sel ve heyelanlara sadece doğal afet demenin kadercilik ve işin kolayına kaçmak olduğunu belirterek, “Dünyada doğasıyla barışık olmayan tüm yapay oluşumlara doğa her zaman gerekli cevabı vermiştir ve vermeye de devam edecektir. Yakın bir dönemde Rize kentinin yaşamış olduğu sel felaketi de durumun önemli bir örneğidir” dedi, kentte sel baskınlarının başlıca nedeninin Karadeniz Sahil Yolu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini söyledi
DOĞA HER ZAMAN GEREKLİ CEVABI VERMİŞTİR
Şehir Plancıları Odası Trabzon Şube Başkanı Salih Hacisalihoğlu, Rize İl Temsilcisi İsmail Sandıkçı ile birlikte Rize’de basın toplantısı düzenledi. Rize için hazırladıkları raporun içeriğini açıklayan Şehir Plancıları Odası Trabzon Şube Başkanı Salih Hacisalihoğlu, yürütülen çalışmalar sonucu yapılan tespitlerin rapor haline getirildiğini söyledi. Dere yatakları ve yataklar üzerindeki yapılaşmanın kentsel tahribat oluşturduğunu ifade eden Hacısalihoğlu, şöyle konuştu:
“Kentin trafik probleminin her geçen gün arttığı, fonksiyonel dağılımın plansız bir şekilde kendiliğinden oluştuğu, bunun da kentte problemler oluşturduğu tespit edildi. Kurumların yer seçimlerinin yanlış yapıldığı, yapımına başlanan güney çevre yolu ve çevresinin planlanmasında eksiklikler olduğu, yapılaşmanın düzensizliği sorunlarının katlanarak büyüdüğü görüldü. Rize kent merkezi olarak kullanılan alanın büyük bir kısmı 1960′lı yıllarda dolgu yapılarak kazanıldı. O döneme kadar Rize kenti genel topografyası ve coğrafyasıyla uyumlu bir kıyı şehri makro formuna sahipken, kentin genişlemesi ve arsa kazanılması adına yapılan bu dolgu çalışmaları kentin kıyıyla bağlantısını büyük ölçüde kopardı, doğasıyla ve topografyasıyla barışık olmayan bir kente dönüştürdü. Dünyada doğasıyla barışık olmayan tüm yapay oluşumlara doğa her zaman gerekli cevabı vermiştir ve vermeye de devam edecektir. Yakın bir dönemde Rize kentinin yaşamış olduğu sel felaketi de durumun önemli bir örneğidir. Dolgu alanı üzerine yapılaşan bir kent, önüne suyun akışını engelleyecek şekilde bent gibi çekilen sahil yolu ve üzeri kapatılan dere yatakları maalesef sel baskınlarına neden olmuştur.”
Yaşananlara doğal afet demenin, kadercilik ve işin kolayına kaçmak olduğunu vurgulayan Hacısalihoğlu açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu nedenle Rize’de sel ve yarattığı kentsel tahribatın önüne geçilmesi için acil önlemler alınması zorunludur. Sel baskınlarının başlıca nedeninin, ‘Karadeniz Sahil Yolu’ olduğu kabul edilmeli, yolun kent içi geçişlerinin alternatifleri hızla projelendirilmeli, kentler ile Karadeniz arasındaki set ortadan kaldırılmalı, yağmur sularının ve kentte yaşayanların Karadeniz’e erişimi kolaylaştırılmalıdır. Yerel rant baskısına direnemeyen dere yatakları mutlaka özgürleştirilmeli, yapılaşmadan arındırılmalı, üstü kapatılan derelerin açılması için yapılması gereken çalışmalar kısa süre içinde tamamlanmalıdır. Kent içinden geçen dereler üzerindeki köprüler ve alt yapı tesisleri bilimsel veriler temel alınarak yenilenmeli, suyun doğal akışını kolaylaştıracak, engel oluşturmayacak biçimde yapımları sağlanmalıdır.”
“SUÇLU ARAMA DERDİNDE DEĞİLİZ”
Hazırlanan raporu, Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ve siyasi iktidarın temsilcilerine ulaştıracaklarını ifade eden Hacisalihoğlu, “Bize Rize’nin daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir olması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. bunun için hazırladığımız projenin uygulanmasında da her türlü desteği vermek istiyoruz. Amacımız belirlenen sıkıntıların Rize’nin kaderi olarak görülmemesi ve bu sorunların bir an önce çözülmesi. Suçlu arama derdinde değiliz. Rize’nin sorunlarını tespit ederek, bağcıyı dövme veya üzüm yeme derdinde değiliz. Bağı korumak için çalışıyoruz. Çalışmalarımızı Trabzon, Giresun ve Artvin illeri için de yürütüyoruz. Amacımız Karadeniz sahilinin değerleriyle birlikte yaşanabilir bir şehir yapısına kavuşmasını sağlamak” diyerek açıklamasını tamamladı. – Rize